Altınotu ( Helichrysum Arenarium )

Kendinizi dağlara ovalara bıraktığınızda, dikkatinizden kaçması zor olacak bitkilerden birisi de altınotu’dur. Sapsarı ve minik bir düğme şeklindeki çiçekleri kendilerine has dizilişleri ile mutlaka kolaylıkla fark etmenizi sağlayacaktır. Köy evlerinde, kahvehanelerde süs olarak ta sergilenen bu bitkinin görsel olarak deformasyona uğramaması hem güzel görünmesini sağlamakta hemde ölmez çiçek olarak adlandırılmasına neden olmaktadır.

Altınotu‘nun yurdumuzda bilinen yaklaşık otuz dört türü bulunmaktadır. Bunlardan da on yedi tanesi endemik, yani sadece ülkemizde yetişen türler olduğu bilinmektedir. Flavonlar açısından zengin olan çiçekleri drog olarak kullanılmaktadır. Dioscorides (M.S. 40-90) eserlerinde bu bitkinin karaciğer rahatsızlıkları, safra üretimi, safra taşlarının düşürülmesi, siyatik ve fıtıkta kullanıldığından bahsetmiştir. Ayrıca idrar güçlüğü konusunda diüretik olarak kullanılmıştır. Ayrıca cilt üzerinde düzenleyici etkisinin görülmesi üzerine uçucu yağı eldesi de kullanılmaya başlanmıştır Bu türün ekstreleri serbest radikallerle ile mücadele ettiği için güneş kremlerinde, kırışık etkili yüz ve vücut ürünlerinde kullanılmaktadır.

Bilinen kullanımı ise , günlük olarak bir bardak kaynaması durmuş suyun içine 1 tatlı kaşığı konarak 5-7 dakika demlenerek tüketilmesi şeklinde tavsiye edilmektedir. Tedavi edici olarak günde 3 bardak aç karnına alınabilmektedir. Hamilelerin ve çocukların kullanmaması daha doğru olacaktır.

Altınotu

Altınotu

Ölmez çiçek Ölmezçiçek

Share Button

Dağsateri ( Satureja montana )

Sivri kekik, kara kekik diye de adlandırılan sater, Güney Avrupa ve Anadolu’nun kireçli topraklarında yetişir. Satureja familyasından bir çok çeşidi bulunmaktadır. Satureja montana ya da dağsateri , mızrak biçiminde yaprakları olan çok yıllık odunumsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz ya da pembe renklidir.

Yazın çiçeklendiğinde toplanır ve baharat ya da çay olarak tüketilir. Ayrıca uçucu yağı da elde edilmektedir. Karvakrol ve timol bakımından zengin olan dağsateri başka monoterpenlerde içermektedir.

Eski Yunan hekimi, Dioskorides bu bitkiyi ısıtıcı ve kurutucu olarak tanımlamaktadır. Uçucu yağı ile öne çıkan dağsateri, mantar ve bakteriyel enfeksiyonları azaltıcı, bağırsak spazmlarını hafifletici, hazmı kolaylaştırıcı özellikleri açısından kullanılmaktadır. Ayrıca ileri klinik deneylerde cam tüpte yürütülen incelemeler, dağsaterinin HIV tip 1 için güçlü faaliyet gösterdiğini ispatlamıştır.

Kullanım olarak mide ve bağırsak gazlarında, bir bardak sıcak suyu 5 g kurutulmuş çiçekli bitki eklenir ve üzeri kapalı olarak 10 dk beklettikten sonra günde 2-3 bardak tüketilmeye çalışılır. Mantara bağlı cilt enfeksiyonlarında ise çaya batırılan gazlı bez ya da tülbent sorunlu bölgeye günde iki kez uygulanır.

Uçuçu yağın dahilen alınması kesinlikle hekim kontrolünde olmalıdır.

Hamileler dağsaterini hiç bir şekilde kullanmamalıdır.

 Zahter, Sater zahter_1 Dağsateri_2

Share Button

Aloe Vera ( A.Barbadensis )

Aloe Vera, kökeni Afrika’nın kurak bölgeleri ve Akdeniz Havzası olan bir bitkidir. Yeşilimsi , tırtıklı dikenleri ve etli yaprakları bulunan Aloe Vera’nın Güneybatı Anadolu’da Roma döneminden yabani türlerine rastlanır. Yapraklarından çıkan jel, cildi sıkılaştırıcı ve tedavi edici özelliklere sahiptir. Kleopatra’nın güzellik sırlarından birisi olduğuna inanılır.

Etli yaprak kısımları içlerindeki jel kısmı çıkarılarak kullanılır. Genellikle 3-4 yıllık iri ve dolgun yapraklar seçilir. Cilt üzerine direk uygulama ya da içecek olarak kullanılır. Aloe Vera Jel bu iyileştirici ve tedavi edici özelliğini içerisinde bulunan alonin antrakinonlara borçludur.

Daha çok cilt üzerinde etkili olan bu bitki, egzama ve sedef hastalıklarının tedavisinde yardımcı olarak kullanılır. Ayrıca bu jel, bağışıklık sistemini harekete geçirir ve antiseptik , antibiyotik etkileri mevcuttur. 1950 yıllarına kadar radyasyon yanıklarına çare olduğu düşünülerek, nükleer kazalarda kullanılmak üzere depolanırdı. Günümüzde de rahatlatıcı, iyileştirici ve nemlendirici etkisinden dolayı, yanık, çatlak, anal fissür tedavilerinde yararlanılmaktadır. Aloe Vera’nın antienflamatuar etkisi ölçülerek, bu etkilere yol açan kimyasalların göçünü etkileyerek şişmeyi önlediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca romatizmal hastalıklarda da etkisi kanıtlanmıştır. Fareler üzerinde yapılan deneylerde romatoitd artriti hem tedavi ettiği hemde önlediği tespit edilmiştir. Ayrıca iyi bir laksatif olan Aloe Vera’nın sindirim sistemi üzerindeki etkisi de kanıtlanmıştır.

Gevşek topraklarda güneşlik ya da yarın gölge alanlarda kolay yetişir.

Yüksek dozda Aloe Vera özellikle laksatif etkisinden dolayı ishale neden olup, potasyum seviyelerinin düşmesine sebebiyet verir. Ayrıca kolit nöbetini de tetikleyebilir. Küçük çocuklar, hamile ve emziren kadınlarda kullanılması uygun değildir. Karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği olanlar ve kanında yüksek üre olanlar kullanmamalıdır.

Aloe Vera Yaprakları Sarısabır Aloe Vera Jel Yapımı

 

Share Button
Facebook Auto Publish Powered By : XYZScripts.com