Obezite

Son senelerde tüm dünyada ve ülkemizde obezitenin görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Son zamanlarda dünyada 400 milyonun üzerinde obez, 1.6 milyardan fazla kilolu ferdin olduğu ve ilerleyen senelerde bu rakamların giderek artacağı öngörülmektedir.

Vücutta depolanan yağ miktarının artması ile tanımlanan obezite, endokrin sistem, kardiyovasküler sistem, gastrointestinal sistem başta olmak üzere bir hayli sistemi negatif istikamette etkileyerek hastalıklara taban hazırlamaktadır.
DİYABET 
Son zamanlarda hızla artış gösteren diyabet obez fertlerde, normal kilolulara göre yüzde 80 daha çok görülmektedir. İnsülin direnci ve eksikliğiyle ortaya çıkabilen diyabet, bel/kalça oranı yüksek kişilerde ve abdominal yağlanması olan kişilerde daha sık görülmektedir.
HİPERTANSİYON 
Obez fertlerde sık rastlanan insülin direnci sebebiyle kanda insülin miktarı yüksektir. Buna bağlı olarak böbreklerden sodyumun geri emilimi artar. Bu arada serbest kökten oluşumunu ve hücre içindeki kalsiyum birikimini de artıran bu vaziyet, obez fertlerdeki yüksek tansiyon ve  kalp hastalıkları rizikonunu de arttırmaktadır. Vücut ağırlığında % 5-10 düzeyindeki azalma  tansiyonda da 1,2-1,6 gibi bir düşüşe kapı aralayabilmektedir.
KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR 
Kalp yapısı ve işlevinde obezite hasebiyle çeşitli değişikliklerin meyadana gelmesiyle oluşabilmektedir. Obeziteye eşlik eden hipertansiyon kardiyovasküler hastalık rizikonunu arttırmaktadır. Yüksek tansiyonu olan obez fertlerin izleyip, sodyumdan fukara, potasyumdan zengin, kalsiyum, magnezyum muhtevası,  tüketilen yağ çeşidi ve miktarı balanslı bir beslenme rehabilitasyonu görmesi uygun görülmektedir.
KOLESTEROL
Obezite ile yağ metabolizması arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Obezitede, kan yağ düzeyleri artar. İyi kolesterol denilen HDL düşüş gösterirken, kötü kolesterol denilen LDL ve VLDL artar.
İSKELET SİSTEMİ HASTALIKLARI
Obez fertlerde vücut ağırlığına bağlı olarak adale, bel, kalça, diz ve eklem ağrıları oldukça sık görülmektedir.
Enerji harcamaları düşük olan obez fertler, iskelet sistemi hastalıklarından savunmak için bir yandan kilo kaybederken, diğer yandan da fiziksel aktivitelerini artırmalıdırlar. İskelet sistemi hastalıkları obeziteye eşlik ettiğinde, kilo kaybı sürecinde ürit asit düzeyi kesinlikle kontrol edilmelidir. Obez fertlerde gut hastalığı görülme rizikosu de yüzde 40 daha fazladır.

UYKU BOZUKLUKLARI
Obez fertlerde sık rastlanan bir diğer meselede uyku apnesidir. Uyku apnesi, uyku esnasındaki solunum duraklamalarından meydana gelen ve uyku düzeninin bozulmasına neden olan bir hastalık olarak tanımlanır. Uyku sonrasında yorgun uyanmaya, performans düşüklüğü, baş ağrısı ve ses kısıklığı gibi yakıntılara  sebep olabilmektedir.

HORMONLAR 
Obezite  ; adet bozuklukları, kısırlık ve tüylenme gibi meselelere kapı aralayabilmektedir.
KANSER
Obez erkeklerde; kolon, rektum ve prostat, obez kadınlarda ise; göğüs, serviks, rahim ve yumurtalık kanserine yakalanma rizikosu daha yüksektir.
Obeziteden ve beraberinde getirdiği hastalıklardan savunmak için;
· Beslenmenizde yağ tüketiminizi azaltın
· Beslenmenizde doymuş yağ tüketiminizi azaltın
· Besinlerle aldığınız kolesterolü sınırlayın
· Posa tüketiminizi artırın
· Meyve ve sebze tüketin
· Fiziksel aktivitenizi artırın

 Nazlı Koşar

Vejeteryan

Sebze, meyve ve tam hububat bakımından zengin muhtevaya sahip olmasından dolayı lif muhtevası yüksek, kalorisi ve kolesterol düzeyi daha düşük bir beslenme tarzıdır. Bunun yanı sıra hayvan sevgisi, kültür, dini görüş gibi içsel nedenlere bağlı olarak da seçenek edildiği görülebilir.

Vejetaryen terimi genelde yalnızca et yemeyen fertler için kullanılır. Ancak vejetaryen beslenmenin 6 tipi bulunur:

1-Semi- vejetaryen: Kırmızı et tüketimi yoktur, balık ve tavuk tüketir.
2-Pesketaryen: Kırmızı et ve tavuk tüketimi yoktur, Sadece balık tüketir.
3-Lakto-ovo vejetaryen: Kırmızı et, tavuk, balık tüketimi yoktur, süt ve süt ürünleri, yumurta tüketir.
4-Lakto vejetaryen: Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta tüketimi yoktur, sadece süt ve süt ürünleri tüketir.
5-Ovo vejetaryen: Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri tüketimi yoktur, sadece yumurta tüketir.
6-Vegan: Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi hiçbir hayvansal besin tüketimi yoktur.

Vejetaryen Beslenme Neden Tercih Edilir?
Vejetaryen beslenme tarzının seçenek edilmesinin bir hayli nedeni vardır. Semi-vejetaryen fertler, daha sıhhatli olduğunu düşündükleri için bu şekilde beslenmeyi seçenek eder. Sebze, meyve ve tam hububatlarca zengin muhtevaya sahip olmasından dolayı lif muhtevası yüksek, kalorisi ve kolesterol düzeyi daha düşük bir beslenme tarzıdır.
Bunun yanı sıra hayvan sevgisi, kültür, dini görüş gibi içsel nedenlere bağlı olarak da seçenek edildiği görülebilir.

Vejetaryen Beslenme Ne Kadar Sıhhatli?
Her ne kadar sıhhatli olarak idrak etse da, bilhassa çocukluk çağında gelişime katkısı olan kimi vitamin ve minerallerin eksikliğine kapı aralayabilir. Çocukta veya yetişkinde, vejetaryen beslenme tarzı benimsendiyse; kalsiyum, demir, çinko, B12 vitamini ve protein eksikliği görülebilir. Bu nedenle vejetaryen fertlerin doktor kontrolünde olması ve düzenli olarak alakalıvitaminlerin ve minerallerin testlerini yaptırması ehemmiyetlidir.

 

Afrika Sardunyası ve Soğukalgınlığı

Afrika Sardunyası ve Soğukalgınlığı

Prof. Dr. Somer Afrika sardunyası kökü sıvı ekstresi içeren bitkisel ürünleri, soğuk algınlığının ilk 48 saatinde kullanmanın, yakıntıların müddetini 3 güne kadar kısalttığını izah etti.

Prof. Dr. Ay­per So­mer, nezle tedavisinde hastanın tedavisine yönelik en etkili yöntemlerden birisinden de “Af­ri­ka sar­dun­ya­sı­nın kö­kün­den el­de edi­len sı­vı eks­tre­si­” ol­du­ğu­nu belirterek çeşitli açıklamalarda bulundu.
“Umc­ka­lo­abo­’ adı verilen Af­ri­ka sar­dun­ya­sı ve soğukalgınlığı bit­ki­si kö­kü ile hazırlanan sı­vı eks­tre­si­nin, so­ğuk al­gın­lı­ğı ile mücadele yeteneği, do­ğal gü­cünün etkisi ile  ya­pı­lan araş­tır­ma­lar­la ka­nıt­lan­mış­tır. Af­ri­ka sar­dun­ya­sı kö­kü sı­vı eks­tre­si içe­ren ürün­ler, so­ğuk al­gın­lı­ğı baş­la­dı­ğın­da, tedavinin ilk 48 saat içerisinde kullanılmaya başlanması ile birlikte toplam tedavi süresinin 1 ila 3 gün kısaldığı görülmüştür. Sı­vı eks­tre­si, bak­te­ri­le­rin bu­run mu­ko­za­sı ve­ya ağ­za nufus etmesini ön­ler, ya­ni an­ti­bak­te­ri­yel tepkime ya­par fakat an­ti­bi­yo­tik gi­bi de­ğil­dir. An­ti­vi­ral et­kiler gös­ter­di­ği için vi­rüs­le­re kar­şı­dır, yapılandırıcı ve ço­ğal­ma­sı­nı ön­le­yi­ci özel­li­ği var­dır.”

Antibiyotikleri çok zorunlu olmadığı sürece kullanmayın.

So­mer, be­bek­ler­de virüslerle bakterilerin birlikte ortaya durumlar bu tip ilaç kullanımının olabileceği  ancak bu evrede ilaç kullanımına da doktorun karar vermesi gerektiğine belirterek, “0- 6 aylık bebekler nezle olduğunda veya bu semptomlar görüldüğünde doktora başvurulmalıdır. Zira komplikasyonlar bazen kulak irini, sinüzit, zatürre gibi istenmeyen rahatsızlıklara sebep olabilir. Bunun dışındaki tanılarda antibiyotik kullanılmasının gereği yoktur” dedi.